THEO CROKER: “SADECE İYİ VE KÖTÜ MÜZİK VARDIR”

9 Gönderen - Temmuz 14, 2015 - FAMOUS TALKS

ABD’li genç trompetçi Theo Croker 15 Temmuz Çarşamba akşamı Uniq İstanbul’da. Famous Talks ekibi olarak 22. İstanbul Caz Festivali kapanış konseri öncesinde sıra dışı yeteneğiyle göz dolduran Croker ile keyifli bir sohbet ettik.

New Orleans’lı ünlü trompetçi Don Cheatham’ın torunusun. Büyükbaban kariyerinde nasıl bir rol oynadı?

Büyükbabamın trompetçi olmaya uzanan kariyerimde ciddi etkisinin ve desteğinin olduğunu söyleyebilirim. Ne yazık ki ben trompet çalmaya başladıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra vefat etti. Yine de o kısacık süre zarfında dahi bana trompet için pek çok ekipman yolladı, müziğe ve bu enstrümana bağlanmamı sağladı. Ondan ve onun kariyerinden çok şey öğrendiğimi belirtebilirim… Özellikle de bütünsellik ve bireysellikle ilgili şeyler. Büyükbabamın hep kendine özgü bir tonu ve müziğe karşı belli bir yaklaşımı oldu, bana da bunun önemini vurgulardı. Müzik grubuna ve konserlerine gönülden bağlıydı. O; her zaman sözünü tutardı. Sözünü tutmak kendisinin 80 yılı aşkın süre benimsediği bir gelenekti diyebilirim.

 

Theo Croker.jpg

“MÜZİK SANATÇIYLA BİRLİKTE EVRİLMELİ”

 

Müziğini nasıl tanımlarsın? 

Kendi müziğimi tanımlama noktasında hep zorlandım diyebilirim. Öte yandan bunu yapmayı da bir çok yönden anlamsız buluyorum. Gerçekte iyi ve kötü müzik vardır, yüksek titreşimler ve alçak titreşimler vardır. Ben, yüksek titreşimleri ve iyi müziği tercih edenlerdenim. Müzik her zaman sanatçı ile bağlantılı olmalı ve onunla birlikte evrilmeli. Müzik benim yaşamımın önemli bir parçası. Tıpkı karakterim gibi ham, dürüst ve sürekli arayış içinde. Müziğimi kendimden ve karakterimden ayırmam mümkün değil.

Sana “Rönesans Adamı” diyenler var…Neden?

Bu soruya nasıl cevap vereceğimi, hatta cevaplamalı mıyım onu da bilmiyorum. Ben kendimi kendim gibi görüyorum, tek hedefim bu ve bunun için çalışıyorum. İçime doğru daha derinlere dalmayı, dünyaya göre kim olduğumu ve insanlığa müzik yoluyla nasıl katkı sağlayabileceğimi keşfetmek tek amacım. Dolu dolu bir kişilik olmak ve etrafımızla iç içe olmak günümüz toplumunda önemli bir gerekliliktir.

Kariyerin boyunca seni etkileyen ve ilham veren sanatçılar var mı?

Dee Dee Bridgewater benim en büyük ilham kaynağım olmuştur, hala da öyledir. Büyük bir sabır ve dikkatle bana kariyerimi ve yeteneğimi çok farklı seviyelere nasıl taşıyabileceğimi gösterdi. Bütünlük, seyahat ve ruhun derinliklerinden gelen bir özgünlükle çalma konusunda müthiş etkileri oldu. Sadece onun gibi bir ustalığa ve birikime sahip birinin öğretebileceği, sonu olmayan değerli bilgi birikimini bana aktardı. Dee Dee Bridgewater bana göre müziğin ne ve nasıl olması gerektiğinin bir temsilcisidir.

 Türkiye’ye ilk gelişiniz mi? Nasıl hissediyorsunuz? En çok neleri görmeyi bekliyorsunuz?

İkinci kez Türkiye’deyim. Geçtiğimiz Nisan ayında Dee Dee Bridgewater ile birlikte geldim. Türk kültürü ve insanı her zaman ilgimi çekti, bu yüzden bu güzel şehri ve kültürü daha da yakından keşfetmek için sabırsızlanıyorum. En çok ibadet yerlerini ve çarşıları gezmeyi dört gözle bekliyorum.

Theo Croker’ın “en”leri:

En sevdiğim an: İçinde olduğum “an”dır. Anı yaşa!

En sevdiğim şarkı: Wise One / John Coltrane

En sevdiğim kişilik: Malcom X

 En sevdiğim yer: Kitapçılar

 En sevdiğim ülke: Las Palmas / Gran Caneria, İspanya

En sevdiğim söz: Keep on, when the funk starts, Don’t stop till you get enough! (Funk başlayınca durma, hevesini alana kadar devam et!)

Yorum Yok

Yanıt Ver