Sanatsa herkes için sanat!

4 Gönderen - Ekim 16, 2015 - FAMOUS SPOTS, FAMOUS TALKS

IMG_3024n4

Carre d’artistes, sanatın herkes için olduğu ilkesinden yola çıkarak Fransa Aix en Provence’da kurulan bir galeri ekosistemi. Şu anda 20’yi aşkın ülkede 600’ün üzerinde sanatçının eserlerini sevenleriyle buluşturuyor. Burası bir nevi sanatçı havuzu. Komite tarafından belli kriterlere göre seçilen sanatçılar bütün galerilere dağıtılıyor. Sanatçılarda aranan en önemli özellik en az bir kişisel sergisini açmış olması. Yani, bir sanatçının karma sergisi olması yetmiyor.

Carre d’artistes Türkiye geçen yıl Eylül ayında İstanbul Galatarasay Lisesi’nin yanındaki yokuştan aşağı inerken soldaki yerinde; Yeni Çarşı Caddesi’nde kapılarını açtı. Nev-i şahsına münhasır bu popüler sokaktaki galeriye girince ilk izlenim sıcak ve samimi. Kapıdan girer girmez yanımıza hızlı adımlarla biri gelip “Hoş geldiniz! Konseptimizi biliyor musunuz, yoksa size hemen anlatalım” dediğinde vücudumuzu saran o rahatlama hissi paha biçilemez. Zira, söz konusu sanat ya da içki/gurme kültürü olduğunda sıkça “az mı biliyorum acaba” korkusuyla soğuk terler dökmeye alışmış ve alıştırılmış bir toplumuz biz. Ve sınava tabi tutmayan ya da tepeden bakmayan bu sıcak yaklaşım “Aslında mevzu o kadar da korkutucu değilmiş” dedirten cinsten…

Nazlı Berberoğlu: “Biz sanatın şekerci dükkanıyız.”

galeri3

Galeri yurtdışındaki ekosistemden her zevke hitap eden sanatı ayağımıza getirdiği gibi, Türkiye’den de pek çok sanatçıya sesini yurt dışında duyurma fırsatı tanıyor. İşin güzeli de sanatı sevdirmesi ve bir sanat eserine sahip olmayı bir lüks olmaktan çıkartıp her bütçeye uygun hale getirmesi.

Galerinin sahibi Nazlı Berberoğlu sanatın kalbi Fransa’dan çıkan bu oluşumun mottosunu “Herkesin gerçek bir sanat eseri sahibi olabileceğini ve sanatın yalnızca ayrıcalıklı bir kesimin egemenliğinde kalmaması gerektiğini savunuyoruz” diyerek açıklıyor. Nazlı Berberoğlu ile galerinin konseptini, sanatın demokratikleşme yolculuğunu ve Türkiye’de sanatı konuştuk.

Carre d’artistes Türkiyede neler var?

Şu an galerimizde 5’i Türk, 9’u yabancı, Fransa’dan, Hindistan’dan, İspanya’dan sanatçılarımızın eserleri sergileniyor. Konseptin güzelliği her ay yeni bir sanatçının eserlerinin İstanbul galerisine gelmesi ve bizden bir sanatçının da başka bir Carre d’artistes’e gidiyor olması. Yani ziyaretçilerimiz her geldiklerinde yeni birşeyler buluyorlar. Konsept gereği sanatçılarımız 4 standart ebatta çalışıyor. Galerideki resimler en küçükten (13×13) en büyüğe (35×35) 4 boyutta sergileniyor. Bütün eserler tek ve orijinal. Yani hiç birinden bir tane daha yok. Biz bu gerçeği eserlerin arkasındaki sertifikayla belgeliyoruz. Tüm eserlerin “Certificate of Authenticity” dediğimiz sertifikası arkasında yer alıyor ve sanat eserinin eşsiz ve orijinal olduğunu belgeliyor.

Peki sanatçılar aynı resimden 4 boy yapıp size göre mi yapıyor? Nasıl oluyor?

Aslında tam olarak öyle değil, sanatçılarımız bizim belirlediğimiz 13×13, 19×19, 25×25, 35×35 ebatlarında çalışıyorlar, ama bunlar aynı eserin farklkı ebatları değil, hepsi ‘tek ve eşsiz’ konseptimize uygun olarak kendi içinde farklılık gösteriyor. Tek sınırımız da ebatlar zaten, başka hiç bir şeye karışmıyoruz.

 Ben konseptimizi biraz H&M’in farklı tasarımcılarla çalışmasına benzetiyorum. Bizde de örneğin “Mehmet Güreli for Carre d’artistes” gibi oluyor. Çünkü Mehmet Güreli gibi bir ismin normalde eserlerinin değeri 5.000 TL’den başlıyor, ama bize özel, bu ebatlarda bir koleksiyon yarattığı için daha uygun fiyatlara inebiliyoruz.

SYNCERIUS CAFFER CAFFER 2(35X35)

Adını henüz duyurmamış sanatçıların bunu yapması daha anlaşılır da, zaten isim yapmış biri neden sizin ağınızda olmayı tercih ediyor?

Bir çok farklı sebebi var. Aslında galerinin Fransa’daki kuruluş amacına bakarsak sanatçıya fayda sağlamaktan yola çıkılmış. Baktığınızda bir çok başarılı sanatçı galerilerde yer bulmakta zorlanıyor. Yer bulduktan sonra da sergisini yapıyor, o eserler ya satılıyor ya satılmıyor, sanatçıya geri dönüşü belli bir zaman sürebiliyor. Bizim konseptimizde sanatçıya maaş gibi düzenli bir ödeme yapılıyor. Dolayısıyla baktığında ekonomisini dert etmek zorunda olmayan sanatçı yaratıcılığına daha çok odaklanabiliyor. Bence bu sanatçılar için müthiş bir network ve iş modeli.

Bir de Türk sanatçıları düşünürsen bugün bizde sergileniyorlar önümüzdeki ay başka bir ülkede olabilirler. Örneğin bizim için Mehmet Güreli’yi burada ağırlayabilmek gurur kaynağıdır. Şimdi Paris galerisine gönderilmesi konuşuluyor. Şu an galerimizde olan Ayla Aksoyoğlu önümüzdeki ay sergilenmek üzere Paris galerimize gidiyor. Yani normalde Türkiye’yle sınırlı kalacakken tüm dünyaya açılan bir sanatçı olabiliyorlar.

Öbür taraftan baktığımızda adını duyurmuş bir sanatçı ise normalde hiç ulaşmadığı bir kitleye ulaşabiliyor. Mehmet Güreli’nin eserlerini yüksek fiyatlardan alabilecek bir kitle zaten var. Ama mesela benim gibi Mehmet Güreli’yi çok beğenip o fiyatları veremeyen sanatına hayran insanlar da var. Dolayısıyla bu durumdaki bir sanatçı da normalde ulaşamadığı bir kitleye ulaşmış oluyor.

MG210335010

Mehmet Güreli

Demokratikleşen sanat kültürü diye bir kavramı savunuyorsunuz…

Son zamanlarda bu terim bizim dışımızda da çok kullanılmaya başlandı ve bu çok hoşuma gidiyor, Fransa’da bizim galerimizin kuruluşunda kullandığı sloganda olduğu gibi bizim amacımız ‘sanatı demokratikleştirmek’. Sanatın herkes için olduğunu ve herkesin sanata ulaşabilmesini savunuyoruz. O yüzden de mesela konseptimiz gereği kapımız hep açık, insanlar rahatça gezebiliyorlar. Eserlerin üzerinde fiyatlarımız yazılı, dolayısıyla gelenler bir şey gördüklerinde pek çok endişelerden arınabiliyorlar. Kısacası bizde her şey baştan belli, indirim yok ve pazarlık yok. Görünen neyse o.

galeri

Carre d’artistes bünyesine dahil edilecek yeni sanatçıların keşfedilme sürecini de biraz anlatır mısın?

Merkezimizde bir artistik departmanımız var, bu ekip bütün dünyadaki fuarları geziyorlar, ülkelerin kültürlerine bakıyorlar. Hem başvuruları değerlendiriyorlar hem de yeni sanatçı keşfi peşindeler. Sanatçıların teknikleri, üretkenlikleri, bugüne kadarki sergileri ve işleri inceleniyor ve eğer buna göre networke dahil oluyorlar.

Peki bütün sanatçıların eserleri aynı fiyat mı?

Hepsinin fiyatı aynı. Ebatlara göre sanatçıdan bağımsız bir fiyatlandırma politikamız var.

galeri2

IMG_9544

Bir sanatçı kaç eserle katılım gösterebiliyor? Bir sınır var mı?

Minimum her ebattan 10 eser bulundurmaya çalışıyoruz. Çünkü sanat severler galeriye girdiğinde hepsinin kendilerine göre bir şey bulabilmesini arzu ediyoruz. O yüzden bizde çok farklı teknikler ve çok farklı tarzlar var. Abstract çalışan sanatçımız, figüratif çalışan sanatçımız var; yağlı boya, sulu boya veya mürekkep gibi farklı malzemeler kullanılıyor. Biz sanatın ‘şekerci dükkanıyız’…

ZIG ZAG RIVER(35X35)

Türk ve yabancı sanatçılar arasında bir denge kurmaya çalışıyor musunuz? 

Kesinlikle. Türkiye’de çalışan bir galeri olduğumuz için %30 oranında bir Türk sanatçı bulundurmaya özen gösteriyoruz. Sonuçta müşterilerimizin yarısı turist ve onların Türk sanatçıların eserlerini alıp kendi ülkelerine götürmeleri bizler için büyük bir gurur kaynağı.

Türk sanatçıları Türk müşteriler alıyor mu? Yoksa daha çok yabancıları mı tercih ediyorlar?

Funda Tuncel, Aslı Kutluay ya da Mehmet Güreli gibi isimler Türkiye’de kendi hayran kitleleri olan sanatçılar. Biz bu sanatçıların lansmanlarını yaptığımızda bunu daha da iyi gördük, o kadar çok insan katıldı ki doğru seçimler olduklarını anladık. Koleksiyoner Türk sanatseverler tanıyıp bildikleri eserleri almayı tercih ediyor. Ama genel şunu söyleyebilirim bizim müşterimiz gerçekten bir resim ona konuşursa, yani gerçekten beğenirse alıyor. İleride değerlenecek eserler de var portföyümüzde ama ilk seçim kriterleri her zaman etkilenmekten geçiyor. Yerli veya yabancı diye çok ayrım yaptıklarını bugüne kadar pek görmedik.

THE BLUE 2(19X19)

STREET VIEW 1(25X25)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiyede sanatın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye pazarına baktığınızda sanata olan ilginin son 5 senede ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. Türkiye’de yatırım için de çok fazla eser alınıyor ve o duyduğumuz büyük fiyatlar yatırım amaçlı alınan eserler üzerinde dönüyor. Ama yatırım amaçlı düşünmeyen insanlar da “sanat alınabiliyormuş, sanat almak diye bir kavram varmış” diyor. Bizim gibi galeriler de aslında tam orada devreye giriyor. Sonuçta değer kaybeden bir sanat eseri yoktur.

IMG_3014n3

Müşterilerin ne gibi istekleri oluyor?

Bazen insanlar gelip “Ben sanattan hiç anlamam ama şöyle bir duvarım var, buna ne koysak?” diyor, biz diyoruz ki “Anlamanız önemli değil, siz bakın, o size konuşuyorsa, size bir şey anlatıyorsa, o eser sizin için doğrudur.” Genelde insanlar hissederek, kendileri bir şekilde doğru yolu buluyorlar

Türk insanı en çok hangi ebattaki eseri alıyor?

Galeriyi açtığımızda bizler de bunu çok merak ediyorduk. Bir yılın sonunda gördük ki aşağı yukarı hepsi aynı oranda satılıyor. Ama şu soru Türk müşterilerimizden çok sık geliyor: “Bunların daha büyükleri yok mu?” Bizim insanımız bazen daha şatafatlı ve daha büyük boyutlar istiyor. Sanatçıların büyük boy eserleri de var. Ara ara yaptığımız bazı etkinliklerimiz var, Sanatçımız galeriye geliyor ve bir eserini burada sevenleriyle birlikte yaratıyor. Yani bütün gün resmini burada yapıyor, tarzını, tekniğini nelerden ilham aldığını anlatıyor. Yurt dışından sanatçıları da davet edebiliyoruz.

THE CITY BY BOSPHORUS(25X25)

Vivianne Guy 35x35 renenese

Carre d’artistesin sanatçı seçimlerinde söz hakkıız oluyor mu?

Evet oluyor, mesela Türk insanı daha renkli, bakınca içinin açıldığı, daha pozitif, çok karanlık olmayan eserlerden hoşlanıyor. Gerçekten de ona göre bir seçkimiz var. Bugüne kadar sergilediğimiz en karanlık eser, galerimizde yeni lansmanını yaptığımız Suriyeli sanatçımız Ayman Halabi’ye ait, ama şu anda o sanatçımızı da ilgi oldukça büyük.

Bizim kültürümüzle ve insanımızla ilgili de çok ipuçları verdim Fransa’ya, onlar da zamanla bizi tanımaya başladılar zaten, bu doğrultuda düşünüp galeriye gelecek sanatçı seçimlerimizi birlikte yapıyoruz. Ama tabii ki başka bir Carre d’artistes galerisine gidince bambaşka bir seçkiyle karşılaşmak mümkün olabiliyor. Almanya mesela çok karanlık, daha ağır, anlaması daha uzun zaman alan eserleri seviyor. Bizim insanımızın en önemli seçim kriteri ise eseri sevmesi.

Sanat hakkında konuşabilmek için sanatçı mı olmak, ya da bu işin eğitimini mi almış olmak lazım?

Ben işletme geçmişliyim halen de pazarlama alanında uluslararası bir firmada profesyonel olarak çalışıyorum. Sanat alanındaki yorumlarım, bugüne kadar okul dışında aldığım eğitimlerle şekilleniyor, ama bu konuya ilgiliyseniz çok fuar, galeri, müze gezerek, çok araştırıp, okuyup, piyasayı takip ederseniz ve sanatı seviyorsanız; kendinizi geliştirip belli bir bilgi birikimine sahip olabilirsiniz. Ben mutlaka eğitimini almış olma zorunluluğuna inanmıyorum.

Herkes sanattan anlayabilir mi?

Bu her zaman işleyen bir süreç, devamlı keşfetmekle alakalı. Sürekli kendinizi güncellemelisiniz ve evet herkes sanattan anlayabilir. Ama daha gidecek çok uzun bir yol olduğunu kimse unutmamalı, sürekli okumak ve keşfetmek durumundasınız; sanat her zaman kendini yenilediği için yetişmeniz imkansız.

İleride başka planlarınız var mı?

Bizim çok farklı bir kulvarımız var. İleride şubeleşmek istiyoruz. İstanbul bunu kaldırabilecek bir yer. İstanbul, New York gibi, 4-5 galeriye ev sahipliği yapabilecek bir yer.

Başarılı bir sanatçı veya sanat eseri tanımın nedir?

Kesinlikle özgün olmalı. Tabi ki bir ilhamı olmalı, onu alıp götürdüğü yerler olmalı, ama özgün olmak gerekiyor. Özgün olamazsanız kötü ve taklit örnekler çıkarmış olursunuz.

Sizin için ‘ün ne anlama geliyor?

Öncelikle Türk sanatçılara şunu söyleyebilirim. Ünden ziyade kendi atölyelerinde huzurlu olarak üretsinler ve onları anlayacak bir kitleye ulaşsınlar. Ün’ün tanımını sanırım yanlış yapıyoruz. Mesela, Aslı Kutluay’ın New York’ta karma sergileri oldu. Her eseriyle ilgili konuştuğunuzda hepsinin anlatılacak birer hikayesi var. Amerika’da tanınıyor, bir kitlesi var. Hiçbir zaman ağzından “Ünlü olayım” ya da ‘herkes beni yazsın’ gibi kelimeler çıkmıyor. Ün, şan, şöhretten ziyade, sanatçı için en önemli olan şey sanatından anlayacak bir kitleye ulaşabilmek olmalı.

IMG_3101n9

Yorum Yok

Yanıt Ver