SANAT, BİR ESERİ HERKESİN FARKLI YORUMLAMASIDIR

1 Gönderen - Aralık 16, 2015 - FAMOUS TALKS

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Uzun yıllardır görsel tasarım üzerinde çalışıyorum. Buna görsel sanatla ilgili hemen hemen her şey dahil. Çocuk kitapları, illüstrasyon, reklam ajanslarında markalarla çalışmalar, içinde görsel tasarım olan tüm meslekleri icra ettim diyebilirim. Ama ilk meslek hayatım Oğuz Aral’ın yanında karikatür çizerek başladı. Her şeyi ondan öğrendim. Çok büyük bir ustaydı. Kendisi hem bir sokak çocuğu, hem de bir entelektüel olduğu için beni de çok yönlü geliştirdi. Şu anda Milk Talent Agency’ye bağlı olarak çalışıyorum. Aynı zamanda Contemporary Istanbul gibi sanat aktivitelerine katılıyoruz, hem de ortak projelerde ve bazı festivallerde yer alıyoruz. Yurtdışı ve yurt içi olmak üzere bazı hatırı sayılır markalarla işbirliklerimiz mevcut.

 Oğuz Aral hayatıma yön veren kişiydi

Oğuz Aral gibi böylesine büyük bir ustayla çalıştığınız dönemden biraz daha bahseder misiniz…

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğrenciydim. Bu söyleyeceklerim bazı arkadaşlarımı kırabilir, ama dürüst olmak gerekirse ne oradaki yapı bir sanat okuluna yakışacak kapasiteydi ne de insanların davranış biçimleri. Bu olay bende bir can sıkıntısına yol açtı ve tam bu esnada mizah dergisinde çalışmak istedim. Çizimlerimi dergiye sundum, ardından çalışmaya başladım. Oğuz Aral, benim bakış açımı çok değiştirdi, işin hiciv kısmını geliştirdi. Olayları şekillendirme açısından çok farklı bir bakış açısına sahipti. Doğru yolu izlememem için gereken tüm bilgileri dolaylı yoldan anlatması çok etkili oldu. Tabi bunu yıllar sonra anlayabildim. O yaşlarda açıkçası insanın kafası bunlara pek çalışmıyor. Oğuz abi, benim hayatıma yön veren kişi diyebilirim.

Karikatüristlikten başka tarafa geçmeniz nasıl oldu?

Güzel Sanatları bitirdikten sonra,  o dönem vinyet diye tabir edilen şu anda illüstrasyon adı verilen alana yönelik çizimler yapmaya başladım. Yine Oğuz Aral’ın tornasından geçmiş Birol Bayram sayesinde Doğan Burda Dergi Grubu’nda çalışmaya başladım. Daha sonra değişik ajanslarda bulundum ve yavaş yavaş işin bu kısmı şekillendi. Kendi tarzımı yaratmam gerektiğini anladım, bir işe imzamı atmadan bile karşıdaki kişinin ‘Bu, Burak Şentürk’ün çalışması’ demesi gerekiyordu. Türkiye’de yaratıcı bir iş yapmak her ne kadar zor olsa da şu anda bunu başardım. Artık insanlar bir çizimime baktıklarında az önce kurduğum cümleyi duyabiliyorum.

 Türkiye’de yaratıcı bir iş yapmanın zorluğundan bahsettiniz. Sizin mesleğiniz hak ettiği yerde mi?

Aslına bakarsanız iyi yönde ilerlediğimizi düşünüyorum. Ama tabi ki yeterli değil, örneğin Türkiye’de bu işi freelance olarak yapmak neredeyse imkansız. Bir firmaya bağlı olarak çalışmak durumundasınız. Bunu denedim fakat dengelerin bu kadar çabuk değişebildiği bir ülkede bu işi freelance olarak gerçekleştirebilmek çok inanılır değil. Yine de, son 5-10 senedir ciddi bir yükseliş olduğunu söylemek gerekir. Çok fazla çizer, illüstratör ve sanatçı yetişmeye başladı. Türkiye son zamanlarda gerçekten iyi değerler çıkarıyor ve çoğunluğu da genç sanatçılar. Ben zamanla çok iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

 

İnsanlarımız ön yargıları kırıp ve ciddi vakit ayırıp kendi gözlemleri ve yorumlarıyla sergileri geziyorlar 

b6ff6e31270177.56499407c6db4

 Türkiye’de çağdaş sanata olan ilgi de son yıllarda artışa geçti. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu konuda yeni nesil kadar, hayatımızda başka bir bakış açısı yaratan sosyal medyanın oldukça etkili olduğuna inanıyorum. Kahve festivali, Contemporary Istanbul gibi etkinlik ve sergilerin sosyal medyada paylaşılmaya başlanmasıyla herkesin kendi bakış açıları ve değerlendirmeleri olduğunu gözlemledik. Bununla birlikte daha önce göremediğimiz bir kesimin de kendi yorumlarıyla bu tip etkinliklerde yer almaya başladıklarını görüyoruz. Çünkü sanat, bir eseri herkesin farklı yorumlamasıdır. Bilirkişilerin ortaya çıkıp tırnak içinde: “Hımm bu kübizm” demeleri değildir. İnsanlarımızın bu ön yargıyı kırdığını ve ciddi ciddi vakit ayırıp kendi gözlemleri ve yorumlarıyla sergileri gezdiklerini görüyorum. Ülkemiz açısından ihtiyaç duyulan bir şey.

İşinizi yaparken size ne ilham verir?

Aslına bakarsanız spesifik bir şey yok, bir müzik, izlediğim bir film, birisiyle konuşurken duyduğum bir kelime bile olabilir. Bizim bir şansımız da bu coğrafyada yaşıyor olmamız. Bir taraftan Mr. Bungle dinleyip, diğer taraftan Orhan Gencebay dinleyebiliyorsan tüm bunların bir harmanını barındırıyorsun demektir. Dolayısıyla bizim gibi bu işi yapanlar için inanılmaz bir ilham kaynağı diyebiliriz.

Son çalışmanızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Öncelikle bu çalışmanın beni oldukça heyecanlandırdığını söyleyebilirim. The Famous Grouse markasının kutu tasarımını yaptım. Benim markayla tanışmam ise şöyle oldu, eniştemin evinde bütün segmentlerdeki viskiler bulunurdu. İlk olarak şişeyi ve kekliği orada gördüm sonrasında proje gereği daha fazla bilgi edindim. Tasarım anlayışının ve mottosunun alışılmış ‘famous’ kavramından ayrıştığını, tamamıyla işi ve sanatıyla ön plana çıkan değerleri sahiplendiğini anladım. Ardından hemen o ünlü kekliği araştırmaya başladım. The Famous Grouse’un bir marka olarak neden kekliği logosuna taşıdığına dair ilginç bilgilere ulaştım, daha sonra bu keklikle ilgili değişik ve sarmal tasarımlarıyla karşılaştım ve çok etkilendim. Markanın tasarımlarını incelediğimde biraz kuzeye yönelen bir tasarım anlayışları olduğunu fark ettim. Bütün bunlar birleşince benim kafamdaki yorumun yansıması olan bu kutu tasarımını yarattı.

43179631896467.5665dba6714bc

Şu anda ne üzerinde çalışıyorsunuz? Önümüzde bekleyen projelerden biraz bahsedebilir misiniz?

Şu anda Türkiye’de çizgi romanda bir yükseliş var. Selçuk Önen ‘Şehzade Yangını’ adlı çizgi-romanın ilk sayısını çıkardı. Onunla da bir çalışmamız mevcut, ben bu tip projelerin içinde olmaktan çok hoşlanıyorum.

Star Wars için de bir çalışma yaptınız. Biraz bundan da bahsedebilir misiniz?

Disney ile çalışmak benim için oldukça heyecan verici oldu. Zaten küçüklükten beri hayranı olduğum bir filmin parçası olmak gerçekten çok ayrıydı. Aralarında celebritylerin ve çizerlerin olduğu 10 kişiye plastik birer kask verildi ve bunun üzerine kendi hayal gücümüzü yansıtmamızı istediler. Hiçbir eskiz çalışması yapmadan tamamen doğaçlama bütün kaskı çizdim. Ortaya güzel bir çalışma çıktığını düşünüyorum. Daha sonra etkinliğine gittiğimizde herkesin olumlu yorumlarıyla karşılaşmak benim için memnuniyet vericiydi.

 Sizin ilgiyle takip ettiğiniz illüstratörler var mı?

Çok yetenekli ve işlerini sevdiğim kişiler var, bunların arasından Sedat Girgin, Ethem Onur Bilgiç, çok genç ve çok başarılı Mert Tugen, Kaan Bağcı, Bülent Gültek, Sedat Girgin, Ethem Onur Bilgiç, mutlaka şu anda adını unuttuğum kişiler de vardır. İlgiyle takip ettiğim çok fazla insan var.

Mesleğinizde hayal ettiğiniz yere ulaştınız mı?

Tam olarak hayal ettiğim yerdeyim diyemem ama iyi yönde gittiğini söyleyebilirim. İkinci baharımı yaşıyorum. Kendimi müziğe verdiğim 15 senelik bir geçmişim de var. Sonrasında tekrar illüstratörlüğe dönüş yapmam açıkçası biraz zor oldu. Daha önceki bütün kariyerimi silip, bu işe baştan başladım diyebilirim. Çok sıkı çalışmam gerekti. Son iki senedir de insanların dikkatini çekmeye başladım.

Sanatsal çalışmalarım ve illüstrasyonla yürütebildiğim bir hayat istiyorum. Şu anda tam olarak o noktada değilim. Behance.net isimli, sadece tasarımcıların eserlerinin sunulduğu sitede 24 bin takipçim var ve Türk sanatçıların içinde ilk sıralarda yer alıyorum. Dünyada da sıralamalara girebilecek bir takipçi sayısına sahibim, bu da benim için çok önemli. Çünkü çok geniş bir kitleye ulaşabiliyorum, onlara ulaştıkça da hedefime bir adım daha yaklaşıyorum.

Size göre bir görsel sanatçının sahip olması gereken özellikler neler olmalıdır?

Önce dürüstlük. Çok yetenekli olabilirsiniz, dijital programları çok iyi kullanıyor ve çok iyi bir gözlem yapıyor olabilirsiniz fakat bunları çok iyi yapıyor olmanız iyi bir görsel sanatçı olduğunuz anlamına gelmez. Kendiniz olabildiğiniz, birilerinden esinlenip onları kopyalayıp ortaya bir şey çıkarmadığınız ve kendiniz çizebildiğiniz zaman bir yerlere varabilirsiniz. Ben açıkçası bunun için yaklaşık 2 yıl kafa yordum ve kazancın dürüst olmaktan geçtiğini kavradım. Kazancın buradaki anlamı sadece maddi değil, asıl kazancı manevi olarak alıyorsunuz.

Çalışmalarınızı ya da kariyerinizi şekillendiren bir tavsiye oldu mu? 

Bütün hayatımı şekillendiren Oğuz Aral bir gün bana; ‘Burak, şimdi bir adamın kafasına saksı düşüyor. Sen bu saksıyı düşmeden önce mi çizersin? Düştüğü an mı çizersin? Yoksa düştükten sonra mı çizersin?’ diye sordu. Bende ‘Oğuz abi, düştüğü anı çizerim’ dedim. ‘Yanlış’ dedi, bende durdum kendisine baktım ve ‘Niye?’ dedim, o da ‘Oğlum bak, düştüğü anı çizersen bu çizime bakacak kişiye hiçbir şey bırakmazsın, oradaki bütün olan biteni sen vermiş olursun. Düşmeden önce ya da düştüğü anı çizersen bu hikayeyi okuyanın hayal dünyasını çalıştırmış olursun ve kendisinden bir şeyler katmasını sağlarsın. O saksının, o adamın kafasına düşmesini kendi hayal eder’ dedi. Bu diyaloğu yaşayalı 25 sene gibi bir süre oldu ve hala kulaklarımda. Benim hayatımı şekillendiren sözlerden birisidir.

Yorum Yok

Yanıt Ver